Merhaba, ben Haldun Öztürk. Seyahati ve şiiri seven bilgisayar mühendisiyim. Yol Macerası ile birlikte keşfedelim! Gezdiğim şehirlerin seyahat videoları, geçmişe dair hikâyeleri, işe yarar tüyoları, yaşadığım anıları, kent tanıtımları ve benzer içerikleri macera tadında bu kanalda paylaşıyorum. Ayrıca yazdığım şiirleri "Şairin Sesinden" bölümünde bulabilirsiniz. Şiirlerle harmanlanmış yolculuklarda buluşalım. Yeni maceralardan haberdar olmak için abone olmayı unutmayın. Yol maceralarımız bol olsun. İyi seyirler...
Haldun Öztürk - İncim Olsan
İncim Olsan

Bir inci olsam da gelsem aklına

Tutsam elinden yapışsam yakana

Ayrılmasa bakışların özümden

Duymasam senden başka kara sevda

Bir susam olsam konsam dudağına

Nefesinle yer bulsam yüreğinde

Kalsam senelerce hatta payidar

Ölüm de ayırmasa seni benden

Heyecanımın kıvılcımı olsan

Tenime dokunan rüzgarla yansan

Hasretinden eskiyen sevdam olsan

Gelsen de dünyayı senle yensem

Yazan: Haldun Öztürk 01.07.2020 23.05

Sevda Diye - Haldun Öztürk
Sevda Diye

Sevda diye ağlıyorsam ansızın, duvardaki sanatla
Göz yaşlarım yere düşmeden göğe karışıyorsa
Bence sen de dinlemelisin kirpiklerin senfonisini
Umut dolu ufka yolculuğa çıkar gibi, sevdalı

Dili tutulur, sevda diye haykırır parmak uçların
Çimler arası aydınlığa karışan uğur böceğin
Yıllar yılı kovalayan bir yelkovan oluversen
Küçük adımlarla uçmaya niyetlenen kuş gibi

Neşeli renkler konmuş omuzların kenarına
Yuva kurmuş ipeksi saçlarının tellerinden
Gökkuşağı mavisinin yere düşen gölgesi sanırım
Denizdeki izi gibi buğulu dalgalı bakışın gülüşü

Sevda diye…

Yazan: Haldun Öztürk 11.20 10.02.2020

Sen Şiirsin - Haldun Öztürk
Sen Şiirsin

Sen, şiirin yazılmamış mısraları,

Mısrada ilk hece

Sen, romanların sayfa aralarında tutuşturulmuş dörtlükleri

Dörtlükte kafiye

Sen, bulutların yağmur dolu damlaları

Damlada duygu

Sen, çöldeki kum taneleri

Tanede iklim

Sen, galaksilerde seyahat eden bir yıldız

Yıldızda tılsım

Sen, baharda kırlarda açan çiçek

Çiçekte renk

Sen, gökyüzünde uçan bir martı

Martıda hasret.

Sen, hüzünlü bir günde gözyaşı

Yaşta yansıma.

Sen, fonda çalan halk müziği

Müzikte ezgi

Sen, tedavisi olmayan hastalık

Hastalıkta şifa

Sen, çocuğun ilk adımı sonrası yere düşüşü

Düşüşte sevinç

Sen, gezegende hayal kuran bir canlı

Canlıda nefes

Sen, şiire konu olan her şeysin

Yazan: Haldun ÖZTÜRK 17.08.2019

Çay ve Şiir - Haldun Öztürk
Çay ve Şiir

Çay, şiir gibidir.
İçeceksin yudum yudum,
Her satırı dokunacak can damarına.
Anlamlandırdığın her dem senin olacak!
Ve başlayacak bir yolculuk…

Yazan: Haldun ÖZTÜRK 22.09.2017

Yolculuk Gibisin - Haldun Öztürk
Yolculuk Gibisin

Başıma gelen, en güzel yolculuk gibisin;
Bir koltuk yanda, bir diz boyu mesafede.
Gözlerim pencereye her baktığında,
Gökyüzünü izliyor oluşun, en sevdiğim.
Gece karanlığında evler, dağlar değil de,
Yıldızlar hatta sonsuzluk demen farklıydı.

İçin içime sürekli konuşma isteği gelse de;
Karşılıklı susmalarımız en güzel parça,
Yeni sohbet konularını belirleyen.
Her düşünme arasında fırtınalar kopuyor,
Her nefesinde evren yeniden şekilleniyordu.
Ta ki evrim geçiren saniyeler, sesini bulana kadar.

Yazan: Haldun ÖZTÜRK 26.03.2019

Haldun Öztürk - Yol Macerası
Yolculuk Güney Ekspresi

Ekspres uzun yol…

Mavi diye başlarsın şiire, gök rengidir nasıl olsa
Bir an ama diğer anlardan başka, yaşayan sen olsa
Kar manzaraları denize benzer ufuk çizgisinde olsa
Bulut turuncuya çalar mı dersin, bakan sen olsa
Uyku dolu saatlerin seline kapılmak hoş olsa
Lale bahçeli manzaralar arar gözlerin kirpikleri olsa
Düşünmeden zaman geçmez sana bakan o olsa

Bir tren kalkar Ankara garından sireni duymasa
Sefer başlar serin bir kış günü değilmiş gibi
Gözlerime sızım sızım güneş girer yine yumulmaz

Çay simit tost diyen bir adam sesi
Tekerlekli arabanın ardından onlarca bakış
Kimse almaz yine de saatte bir gelir
Susayan var mı demeyi de ihmal etmez

Rayında giderken ne hoştur demir sesi
Makas değiştirmeler ürpertir içerideki düzeni
Yine de gökyüzünü seyretmek güzeldir
Ay yıldızlı camdan dışarı bakınca
Gözler hep onu arar rahatı huzuru
Sadece manzaralar sağlar bunu
Gözden kaybolan binlerce olayı kaçırmamak için
Kızarır gider o güzelim renkli gözler
Kimisi fotoğraf çeker kimisi sadece izler
Önemli olan kendini hissetmektir satır aralarında
Yan koltuk arka koltuk derken herkesle tanışır
Kimin nereli olduğundan ziyade
Aradığın sıcak bir sohbette bulursun kendini
Kilometrelerce kelimeler sonrası anlarsın yorulduğunu
Yumulur gözleri izlersin dakikalarca karanlığı
Koridorlarda gezinen çocuklarla özçekim yaparsın
Çektiğin fotoğrafları atarsın sosyal medyaya
Onlarca kişi yol hakkında sorular sorar
Kimisi iyi yolculuklar der kimisi bir daha ki sefer bende gelsem
Manzarayı unutur arkadaşlarına cevap verirsin
Her durak öncesi tabelada yazan yerin adını duyarsın
Daha varmış dersin ve yaklaştıkça eşyalarını toplarsın
Yeni duyduğun birçok farklı şehir ismi vardır
Bir süre onlar hakkında konuşursun
Derken zaman geçer inme vakti geldiğinde üzülürsün
Hüzünlenir vedalaşır ayrılırsın trenden
Arkada onlarca gülümseyen yüz bırakırsın
Sevmişsindir onları, o güzel sohbetlerini
Bir daha görmezsin belki de ama görmek istersin bazılarını
Öyle geçer gider işte güzel anılar dolu saatler
Torunlarına anlatacak bir hikaye daha dersin
Uykulu olarak bir şiir yazmaya çalışmış ve yazarsın saat üçtür
Nasıl olacağına gelecek olursak
Kimin umurunda bu herkesin tarzı başkadır
Ama şu anı hatırlamak için kelimelere ne gerek var
Gözlerine baktıkça hatırlarım ben her anı her canı
Bu kadar yeter sanki yoksa yazarsın sen yorgun olmasan

Sözlerinden çok bakışları kalır
Hatıralarından çok düşlerin kalır
Renklerden çok gülüşlerin kalır
Kalmaktan çok ezberin kalır

Bir güney ekspresi macerası bitmek üzere
Bitince kalacak onlarca şeyden biri de bu satırlar olacak
Okudukça dinledikçe hatırlanacak olan bu
Yolculuğu anlatamaz kimse
Dile getirse de hissetmek başka
Yolcu olmak lazım azizim aynı anda aynı duraktan binmek gerek
Hatta yan yana aynı vagonda gitmek gerek
Pencere kenarı ile koridor aynı olur mu hiç
Her anını videoya çeksen ne olur, izleyenin sen olmazsan

Seyahat sonrası zihinde bir o ayva tadı ve bir de o gün batımı kızarıklığı kalır.

Yazan: Haldun Öztürk 26.01.2019 03.30

Haldun Öztürk - Bir Tasarımcı
Başka Türlü

Ne kök salacak ne uçacak,
Ne de yok olup gidecek,
Ama şurada duracak sade sessiz ve kimsesiz.


Ne ağlayan gözler ne unutan yüzler olacak,
Ne de efkarlı bir kedi, adı duman,
Ama şurada vampirden hallice sırılsıklam.


Ne rüyalarda güneş ne tende kızarıklar,
Ne de çamurda yüzen çıplak aşınmış lastikler,
Ama şurada karton kutu görünümlü hediyeler.


Ne sinirlerde öfke ne de sezgilerde gizem,
Ne de soğuk gülümsemeli bakışlar,
Ama şurada aç ve aç birkaç çocuk.


Ne rüzgarda dans eden yaprak ne çanlar,
Ne de boş bir gardırop kapağı düşmüş parçalanmış,
Ama şurada yıllanmış nevresimde uyuyan gökyüzü.


Ne içinde yüzlerce balina olan bir akvaryum,
Ne de ıslak mendildeki kokuyu çağrıştıran ses,
Ama şurada mahalle bakkalındaki kısa boylu teyze,
Ne de güzel gülüyor değil mi sakız çiğnercesine,
Başka türlü bir şey işte isimlendiremediğim…

Yazan: Haldun Öztürk 19.01.2019 20.30

Haldun Öztürk - Yol Macerası
Bana Kendinden Bahset

Bana kendinden bahset,

Mesela gözlerinden, mesela sözlerinden..

Bana bir şiir oku, içinde sen olan,

Maceralar arası yolculuk yapan..

Bana huzurun kokusu nasıldır onu anlat..

Kumların suyla buluştuğu yerde yürümekten,

Güneşin aya bıraktığı nöbet değişiminden,

Ağaçlara tırmanan sincaplardan,

Bulutların üzerinde uçan kuşlardan bahset..

Bana doğadan, bana senden, bana evrenden bahset…

Yazan: Haldun Öztürk 10.09.2017

Haldun Öztürk - Yol Macerası
Gezgin Güvercin

Ilık bir sonbahar sabahına uyanır masum bir güvercin

Eylül ayının bilmem kaçıdır ama hep sonbahardır

Kum fırtınalarının olduğu ülkelerin birinde

Göz bebeklerine baktıkça, sesi duyulur kalbinin

Bakışlarında küçük bir çocuk feryadı vardır,

Onu herkes Güvercin diye çağırır

Adı mıdır, o da bilmez ama o yöne bakar

Kendini bildi bileli hep bu şehirdedir

Gitmeli ya da kalmalı mı ayırt edemez

Sadece günü yaşar, tadını çıkartır

Geçmişi düşünemez bile çünkü hep gelecekte yaşar

Ya da gelecek şu an olduğunu bilir, anı yaşar

Doğada yapayalnızdır, canlılar arasında

Bence diğer canlılar yalnızdır, onun arasında

Altı yedi yaşlarında olmanın verdiği huzur

Onda bir başkadır, her gördüğüne şaşar

Vay canına der, yorumlar ve hafıza defterine atar

Günler, yıllar geçer keşiflerle dolu bir hayat yaşar

Hemen hemen tüm gezegeni gezmiştir

Üzerinde küçüklükten kalma alışkanlık olan

Bir iki parça kıyafete benzer açık tonlarda kumaşlarla

Hiç çalışmamış sürekli gezmiştir

Gitgide bitmeyen yollarda yıllarca yürümüştür

Bu serüvende çok hadise yaşamıştır

Biriyle karşılaşsa konuşmamış sadece tebessüm etmiştir

Belki de bundandır, kelimeler arasında kaybolması

Sıradan cümleler yerine, doğa ile anlatır

Bazen bir tını bazen de bir gösterilecek gün batımı

Çok şeye ihtiyaç yoktur onu anlatır onun hayatı

Dünya onundur, her yerini bilir

Nefes aldığı her an mutluluk sebebidir

Gülmemeyi bilmez hatta vakit yoktur zaten

Olumsuzlukları öğrenmek için bunu savunur

Hayvanlar en sevdiği arkadaşlarıdır

En çokta bir güvercin hep onunla gezer

Yıllardır eşlik eder ona omzundadır hep

Nasıl olur dersiniz ama o değilse yavrusudur

Ondan dolayı herkes ona Güvercin der

Öyle tanıdır, öyle anılır ve öyle bilinir

Güneşin hiç batmadığı ülkelerin birinde

Gözlerini kapatır ve bir daha açamaz

Yılların saygınlığını kazandırdığı uzun beyaz saçları

Bir süre rüzgarda savrulur sonra onlarda kendini bırakır

O sırada ağacın dalındaki güvercin yumurtaları çatlar

İki güvercin yavrusu gözlerini açar ve hayat devam eder…

 

Yazan: Haldun Öztürk 12.46 01.09.2018

 

Haldun Öztürk - Yol Macerası
Kuş Ol Ama Uçma

Son bir ses diyor içimden bir ses, dalga geçercesine
En son duyduğum son bir ses, inadına dinlercesine.
Nakaratı gibi bir şarkının, akıllardan çıkmayan
İsyanı dile getiren son bir ses, çılgınca haykıran.

Sevdayı anlatamaz o çığlık, gözlerinde yok olur,
Enine boyuna düşündürür, görmezden gelir, gider.
Varlığı yokluğu bir içimdeki alevin, kül gibi
İçi parçalansa da yüreğin, tuzlamak sanat gibi
Yorumlar o tınıyı özümseyerek, nefret ederek
On dokuz yaşları başında sere serpe, terk ederek.
Rakımı bilinmez yükseklikte, ifadesiz kalarak
Uzun ince yürünen yollarda, sırılsıklam yanarak
Martılarla uçarken duydum dokunuşu, ürpererek.

Kuş ol ama uçma diyesi gelir yerin, göğe inat,
İkinci tekil sen misin, yoksa biz mi, kurala inat!

Yazan : Haldun Öztürk 17.12.2017 17.00