Diyor ki!

Kuşların Kavgası

Bazı zamanlar içinden öylesine ve delicesine yazmak gelir. Bu yazı işte öyle bir andan olacak. Ne yazacağını düşünmeden başlarsın. Klavyeden tuşlara her bastığında gelişir cümleler, paragraflar ya da ne ise artık o.

“Diyor ki!” bölümünde benden cümleler vardı. Benim söylemlerim. Şu an ne yazsam bu kategoriye girer diye düşündüm ve biraz sesli oldu sanırım. Olsun, hadi bakalım.

Öncelikle bugün Ankara’da güneşli bir hava var. Herkesin sevdiği pazar günü olduğundan olsa gerek şu saatler sokaklarda oynayan çocuk sesleri oldukça net olarak kulağıma kadar geliyor. Arada pencereden bakıp izlemiyor değilim. Koşturmalarını izlemek keyifli oluyor. Bahar hemen hemen geldi diyebilirim. İnsan, yeşil rengi özlüyor. Aslında olmayan her şeyi özlüyor. Şöyle kışın beyaz boğuyor yazın yeşil, olmayan ise düşüncelere güzel geliyor olmalı ki! Garip işte olduğu günü yaşadığı anı seven az. Aslında yaşanılan her salise paha biçilemeyecek şekilde keyif vermeli.

Gelelim konumuza sabah güvercinlerin kavgasıyla başladı. Güvercinler ah o güzelim güvercinler. Sabahın ilk ışıklarıydı. Sesler duyuluyordu. Tanıdıktı fakat değişik gelmişti. Derken mutfak kapısının camından baktığımda asabi güvercinler vardı. Bir grup güvercin nedensiz şekilde kavga ediyorlardı. Aslında tam bu da sayılmazdı. Yumurtalarından geçen hafta çıkmış iki yavruyu hedef alan grupla korumaya çalışanlar arasında geçen mücadeleyi konu alıyordu. Şiddetliydi. Biri araya girmeliydi diye düşündürüyor. Ve olayı anlamaya çalışıyordum. Derken kapıyı açtım. Bir iki cümle sonrası yavrular hariç kimse kalmadı. Arada bir gelip yokluyorlardı. Anlıyorlar geri dönüyorlardı. Çok garip. Yavrular da korkmuşlardı. Anlaşılan onlarda olanı anlamlandıramadılar.

Bir süre sonra kendi hallerine bıraktım. Bu sefer iki taraf az şiddette yine aynı tartışmaya devam ettiler gün boyu ve hatta hala sürüyor diyebilirim. En azından bu sefer şiddeti azdı. Doğal yaşam döngüsü demiştim. En son olarak yavrulara zarar gelirse siz buradan gidersiniz dediğimi hatırlıyorum. Netten biraz araştırdım durum normalmiş gibi çok video var ama anormal bir şeyler olduğu apaçık ortadaydı.

Yumurtalar varken sayısı 10 olan güvercinler garip nedenden dolayı bu duruma düşmeleri yabancılardan dolayı mıydı bilemiyordum. Bana göre hepsi birbirine benziyordu. O yüzden pek anlayamamıştım.

Gün boyu süre bu mücadele zararsız şekilde başarılı bir şekilde sonuçlandı sanırım. Kuşların kavgası sonrası şu an ise yavrular köşelerine çekilmiş büyümeye devam ediyorlar.

En çok sabahları kahvaltı yaparken onları izlemek güzel oluyor. Arada bir gelip bakıp gidiyorlar. Gökyüzünde uçan bir güvercinin balkonumda büyümesi insanı bir başka hissettiriyor. Çayımı yudumlarken gözlerle anlaşmak. Canlılarla iletişim kurmak. Doğayla iç içe olma ve doyasıya yaşama hissi veriyor. Zaten çok çabuk büyüyorlar. Gün geçtikçe bunu anlıyor ve hemen yavrular ayırt edilemez oluyor. Sonra bakıyorsun ki yumurta uçmuş. Bizlerde böyle değil miyiz?

Yıllar geçiyor, saatler arasından. Geçiyor fakat hissettirdiği o an anlaşılmıyor. Az önce günlüğüme denk geldim. Baktım şöyle bir göz gezdirdim. Yıllar sonrasına selamlar yazmışım bazı satırlarda. Hüzünlenmemek elde değil.

Son olarak diyorum ki “Kuşlar uçuyor, öyleyse yazalım.” 

Bir pazar gününün daha sonuna geldik. Son cümleleri kuralım ve yazımızı sonlandıralım. “Hayat sevince güzel, çiçeği, böceği, doğayı ve daha nicesini…”