Merhaba, ben Haldun Öztürk. Seyahati ve şiiri seven bilgisayar mühendisiyim. Yol Macerası ile birlikte keşfedelim! Gezdiğim şehirlerin seyahat videoları, geçmişe dair hikâyeleri, işe yarar tüyoları, yaşadığım anıları, kent tanıtımları ve benzer içerikleri macera tadında bu kanalda paylaşıyorum. Ayrıca yazdığım şiirleri "Şairin Sesinden" bölümünde bulabilirsiniz. Şiirlerle harmanlanmış yolculuklarda buluşalım. Yeni maceralardan haberdar olmak için abone olmayı unutmayın. Yol maceralarımız bol olsun. İyi seyirler...
Gittim Ve…!

GİTTİM VE Durma buralarda Git başka diyarlara dedin Sonunda gittim Gittim ve ne oldu dersin Sadece sen bensiz, Ben de sensiz kaldım Olan yine bize oldu Gittim ve böyle oldu Yazan : Haldun Öztürk 2011

Pi sayısını kim buldu?

Yunan alfabesinin 16. harfidir. Bu harf, aynı zamanda, Yunanca çevre (çember) anlamına gelen “perimetier” kelimesinin de ilk harfidir. İsviçreli matematikçi Leonard Euler, 1737 yılında yayınladığı eserinde, daire çevresinin çapına oranı söz konusu olduğunda, bu sembolü kullandı. Leonard Euler’den önce gelen bazı matematikçiler tarafından da, bu sembol kullanılmıştır. Ancak, Leonard Euler’den sonra gelen, tüm matematikçiler bu sembolü benimseyip kullandılar.

Ayrıca, doğal logaritmanın tabanı olan 2, 71828… sayısı için, L. Euler’in kullandığı e harfi, sembol olarak bütün matematikçiler tarafından kullanılmaya başlanmış, benimsenmiştir. Gene, karekök içinde -1 imajineri için de, L. Euler ile birlikte i sembolü kullanılmaya başlanmış ve genelleşmiştir.

Bir hafta niçin 7 gündür?

Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın sayısının 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti.

Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.

Yanımda…!

YANIMDA

Yanımda biri var
Adının anlamını en iyi ben biliyorum
Gerçekten sevdiğim biri o
Onu en iyi ben anlıyorum
Beni anlayan ise sadece o
Sadece o duyuyor beni
Yanımda biri var
Mutlu olmak istiyor, mutlu oluyor
Sevmek istiyor, seviyor
Anladığım an anlıyor
Gördüğüm an görüyor
Baktığım an bakıyor
Sanki benim yansımam o
Onun yansıması ben
Anlıyorum biz biriz
Sanki yanımda biri yok
Çünkü biz biriz
Artık anlıyorum bunu
Yanımda biri var, ama yok

Yazan : Haldun Öztürk 2011

Çinliler niçin çubuk kullanır?

Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?

Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor. Çin’de eskiden yalnızca zenginler masada otururlardı. Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi.

Çinliler niçin çubuk kullanır?

Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken Çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar fil dişinden ve kemikten yapılırdı.

Kağıt Parayı İcat Eden Kimdir?

Para icat edilmeden önce, deniz kabuğundan kıymetli metallere kadar çeşitli mallar değişim aracı olarak kullanılmıştır. Tarihi kayıtlara göre, M.Ö. 118 yılında Çinliler deri para kullanmışlardır. İlk kağıt para ise M.S. 806 yılında yine Çin’de ortaya çıkmıştır. Batıda kağıt paraların basılması ve kullanılması 17’nci yüzyılın sonlarına rastlamaktadır.

İlk kağıt paranın 1690’lı yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde Massechusetts Hükümeti, İngiltere’de ise “Goldsmiths” ler tarafından basıldığı ve dolaşıma çıkarıldığı, 1694 yılında İngiliz Merkez Bankası ve daha sonra diğer ülke merkez bankalarının kurulması ile de yaygınlaştığı görülmektedir.

Bilinen en ölümcül virüs hangisi?

Vücuda alınması dahilinde ölüme neden olma ihtimali en yüksek virüsü kastediyorsanız, cevap tabii ki HIV (Human Immunodeficiency Virus), yani AIDSe neden olan virüs. HIV taşıyıcısı olan insanlar, uzun yıllar boyu sadece taşıyıcı olarak sağlıklı kalabilseler bile, eninde sonunda ölüme yenik düşüyorlar.

HIV den sonra en ölümcül sayılabilecek olan diğer bir virüs ise Ebola. Bu virüsün birden fazla tipi var ve hangi tipin taşındığına bağlı olarak, taşıyıcıların %90 ihtimalle ölümü söz konusu. Ancak, büyük bir şans eseri, Ebola oldukça ender görülen bir virüs. “En ölümcül” ile “en tehlikeli” soruluyor ise de, “fillovirüs” adı verilen virüs sınıfını sayabiliriz. Ebolanın içinde bulunduğu bu gruba giren tüm virüsler, hemen her yolla (hava, solunum veya temas gibi yollarla) ve oldukça hızlı bir şekilde yayılabiliyor. Bunun da ötesinde, virüsün vücuda girmesi durumunda, kurtulma şansı genellikle %10 dan daha düşük.

Mıknatıslar elektriği iletir mi?

Bazı mıknatıslar elektriği iletirken (metal mıknatıslar), bazıları (örneğin plastik mıknatıslar) iletmezler.

Elektriği ileten mıknatıslara elektrik akımı verildiğinde, elektrik akımından doğan bir manyetik alan normal manyetik alandan ayrı olarak oluşur. Eğer akımın yönüne göre bu manyetik alanın yönü, mıknatısın doğal manyetik alanının yönüyle aynıysa toplam manyetik alan güçlenir. Manyetik alanların yönü birbirine zıtsa, bu alanlar birbirini zayıflatır ve toplam manyetik alan azalmış olur.

Havanın kütlesi var mı?

Hava, başta azot ve oksijen olmak üzere çeşitli gazlardan oluştuğuna ve bu gazlarda atomlar ve moleküller, onlar da proton, nötron, elektron gibi kütleli madde parçacıklarından oluştuğuna göre, demek ki havanın kütlesi var.