Öğrencilik…!

Öğrencilik…!

Öğrencilik aslında ne kadar da zor değil mi?

Sınav zamanı geldiğinde sabahlara kadar ders çalışmak. Sonrada uyuyamadan sınava gitmek. Birde sınavın iyi geçmemesi ne kadar da kötü bir duygu değil mi? Bu kadar da yetmiyormuş gibi her sabah erkenden kalk derslere yetiş. Verilen ödev ve projelerle uğraş. Günler süren çalışmalar sonrasında projeleri teslim et ve sunumunu yap. Öğrencilikte öyle zor günler yaşanıyor ki bunların üzerine bir de açlık ekleniyor. Ders çalışmakta yemek yapmaya vakit bulamayan öğrencinin dramı anlatılıp bitecek gibi değil gerçekten. Öğrenci olmak yürek ister. Her baba yiğidin harcı değil. Bu kadar zorluğun ve yokluğun altından kalkıp bir doktor, bir mühendis, bir işletmeci, bir öğretmen olunabiliyorsa gerçekten de tebrik etmek gerekir derim. Sonuçta okumadan da para kazanılıyor. Bir işletme açan biri aylar içerisinde on binler kazanabiliyor. Tabi ki bu da bir gerçek. Üniversite okumuş yüzlerce kişiyi çalışma ortamı hazırlaması çabası.

Gelelim güzel taraflarına… Bir yandan da bakıldığında üniversiteli olmak güzel şey. Düşünsenize onlarca hatta yüzlerce tanıdığın oluyor. Türkiye’nin her ilinden bir arkadaşın mutlaka oluyor. Her gün bambaşka sohbet konuları açılıyor, birbirinden farklı etkinlikler birbirini izliyor. Günler bambaşka yaşanası geçiyor. O günlerde zamanda fazla hızlı işlemiyor. Zamanın hızlı aktığını diplomayı alıp arkadaşlık ortamını özlemeye başladığında anlıyorsun ki bu da insana öyle bir dokunuyor bir bilseniz.! İnsan bir an için niçin mezun oldum diyor ve değişik düşüncelere dalıyor. O günlere gidiyor. Başlıyor hafiften bir gülümseme… ve daha fazlası geliyor sonra okumakta olduğu yazıyı bile bir iki dakikalıkta olsa yarıda bırakıp düşlere dalıyor. Sonra kendini biraz toparlıyor. Elinde kalan sadece o günlerde çekilen neredeyse bilgisayarın hafızı dolduracak kadar çok fotoğraflardır. Fotoğraflar aklına geldiği an klasörü açıyor ve farenin sol tuşuna her bastığında farklı bir anla karşılaşmaktadır. Duygular havalarda uçuşurken aklına bir şeyler gelir ve telefonu aklına gelir. Rehberi açar ve gözüne ilişen arkadaşın numarasını çevirir. Ve artık onar dakikalık eşsiz sohbetler başlamıştır. O andan itibaren. Rehberinde kim varsa aramış ve bir bir neredeyse hepsiyle görüşmüştür. Kimi Trabzon’da, kimi İzmir’de kimi ise Marmaris’te çalışmakta, kimileri ise kendi işini kurmuş, kimisi de tarlada öğle yemeği sırasında dinlenmekte çıkmıştır. Bazıları ile randevu ayarlayıp görüşmeye karar vermiştir. Onları memleketlerinde ziyaret edecektir.

Ama günün sonunda o kadar mutlu olmuştur ki…

Yukarı