Merhaba, ben Haldun Öztürk. Seyahati ve şiiri seven bilgisayar mühendisiyim. Yol Macerası ile birlikte keşfedelim! Gezdiğim şehirlerin seyahat videoları, geçmişe dair hikâyeleri, işe yarar tüyoları, yaşadığım anıları, kent tanıtımları ve benzer içerikleri macera tadında bu kanalda paylaşıyorum. Ayrıca yazdığım şiirleri "Şairin Sesinden" bölümünde bulabilirsiniz. Şiirlerle harmanlanmış yolculuklarda buluşalım. Yeni maceralardan haberdar olmak için abone olmayı unutmayın. Yol maceralarımız bol olsun. İyi seyirler...
Zeytinyağlı Yaprak Sarma - Mutfak Deneyimleri - Haldun Öztürk
Zeytinyağlı Yaprak Sarma – Mutfak Deneyimleri

Geçen hafta hamur işleri üzerinde deneyimler edinmiştik. Bu hafta ise bambaşka bir macera ile karşınızdayız. Öyle bir giriş yaptık ama bilmiyorum bu konuda ne düşünürsünüz. Bu süreçte çok eğlendim. Resmen büyük bir disiplin işi olduğunu anladım. Pes etmemek için direndiğimi biliyorum. O derece ne oldu ki der gibisiniz. O zaman başlayalım.

Zeytinyağlı Yaprak Sarma. Hani şu asma yaprağının içine pirinç soğan vesaire malzemelerin karışımı sonrası sarmalanıp kısık ateşte pişirilen bir çeşit yemek olandan bahsedeceğiz.

Mutfakta farklı tecrübeleri deneyimlemek için çalışmalar başlatmıştım. Normalde yemekler çorbalar birçok farklı şeyler hazırlardım. Güzel de olurdu. Fakat bu sefer amaç değişiklikti.

Yapanların büyük bir marifetle yaptığı ve tadanların da oldukça çok sevdiği yemeklerden gitmeye kararlıydım. Tercihimde yemeği sevdiklerini anlatmak için “Parmaklarımı bile yedim.” cümlesini kurduran olsun istedim.

Salamura Edilmiş Asma Yaprağı

Geçen gün marketin birinde alışveriş yaparken küçük paketler halinde yaprak sarmalar vardı. Fiyatlarına baktım paketlerin büyüklüğüne göre oldukça fazlaydı ki tatları nasıl onu da bilmiyordum. Günler sonra aklıma düşmüş olmalı ki evden markete çıkarken bugün sarma yaprağı almalıyım dedim.

Yeşillik satan reyondan salamura edilmiş asma yaprağından kilogramı 4,25₺ olan 1,4 kg aldım. Her şey yolundaydı. Oradan evin yolunu tuttum.

Nasıl Yapılır?

İnternet nasıl yapıldığını öğrenmek için iyi bir yöntemdir. Birkaç video izledim fakat bir sonuca varamadım. Aslında güzel de yapıyorlardı. Fakat ne iç harcını ne de içine katılan malzemeler mi bilmem bir şeyler oturmadı. Hemen telefona yöneldim. Annemi aradım. Ege usulü mü denir bilmem ama alıştığım tat olsun istedim sanırım.

  • Sıra tarife geldi.

1. Sarmaya Maydanoz Olabilmek

Saat 15.30. Artık başlamıştım. Malzemeleri hazırlarken 3 su bardağı pirinç ılık suda 20 dakika civarı bekledi. İlk olarak iç harcı için 2 baş soğan, 3 yemek kaşığı zeytinyağı içerisinde domates salçası ile birlikte kendine gelirken birer çay kaşığı karabiber, kimyon, nane gibi raftaki baharatlardan serpiştirdim. Pirinçlerin suyunun süzülmesine gelindiğinde ise epey uğraştığımı hatırlıyorum. Beyaz suyu gidecek dediler. Sanırım birkaç dakikadan fazla uğraştıktan sonrası tencereye ilave ettim. Tuz oranını da kontrol ettim. Bu arada başka bir tencerede ise salamura edilmiş olarak aldığım asma yapraklarının 1 kilogramını sıcak su ilave ederek birkaç dakika içerisinde toparlanmalarını sağladım. İç harç için en can alıcı yerini atlamayalım. Şöyle ki 6-7 dal maydanoz parçalarını tencereye ilave sonrası yeşilimsi görüntüyü beğenmiştim.

2. Kaç Film Oldu Sarmaya Başlayalı!

16.30. Buraya kadar her şey yolunda gitti. Asıl macera bundan sonra başladı. Sarmak için salona geçtim. Hem film izlerim demiştim. Kaç film oldu hatırlamıyorum. Hatta izlediğim filmler dahi gelmişti. değiştirmeden öylece sesleri dinledim. Çünkü sarmam gerekiyordu. Tamam, ince ince güzel oluyordu. Durumu sevmiştim. Ama bitmiyordu. Tenceredeki harç bitmiyor. Yapraklar eksilmiyor. Sarmalar parmaklarımın sayısını geçmişti. Bir ara tencerede dizdiğim sarmaların ikinci kata geçtiğini gördüm. Ne sevinmiştim. Ama üçüncü sıra olmuyordu. Arada fotoğraf çekiyor, arkadaşlarla konuşuyor ve yemek yiyordum. Filmlerdeki sahnelere gülüyordum. Hatta bazı anlar ne oldu acaba kalkıp geri mi alsam sahneyi görmedim diyordum. Sonra hemen vazgeçiyor, sarmaya devam ediyordum. Sıkı disiplin ve sabır gerektiriyordu . kalan harca baktıkça kesin ikinci tencereye geçerim diyordum. Asma yaprağı üzerine az aş koymak gerekiyordu. Yoksa tombul baş parmak gibi oluyordu. Hedef serçe parmak gibi zarif sarmalardı. Yine deneyimlerinde öyle kalınları yoktu. En fazla yüzük parmağı gibiydi diyelim değil mi! Bakarsınız bu yazı bitiminde fotoğraflarını da eklemeye karar veririm.

3. Sona Gelim Başlıyor

22.00. Dördüncü film başladı ama artık esprilere gülmüyor. Olaya daha da odaklanmıştım. Bitmek üzereydi. Görebiliyordum. Şunları da sarsam üzerine limonları da dizeriz dediğimi duydum.

Saatler sonra sonuncuda elimde sarmalanmış halde görünce ne kadar da mutlu olmuştum. Garip bir his kaplamıştı. Sonra bel ağrısı mı o, yok yok değişik bir şekilde parmaklarım da ağrıyordu. Farklı deneyimler elde etmek kolay değildi. Bunlara katlanmak gerekirdi. Hafif koltuğa çekilip eseri bir süre izledim. Sonra tencereyi kaptığım gibi mutfağa koştum.

Mutfak, ne haber? Ben yokken neler yaptın der gibi selamladım. Ayrı düşeli uzun zaman olmuştu. Hal hatır derken D şeklinde 6 dilim limonu ve 4 adet asma yaprağını tencerenin üzerine yerleştirdim. Kaynamış suyu da bakınca görülecek seviyeye kadar doldurdum. Cam kapağı kapattım. Kaynadıktan sonra kısık ateşe aldım. Kapakta damlacıkları izliyordum.

4. Sarmadan Koparılan İlk Parça

23.30. Zaman ilerlemişti. İçeriden film sesleri geliyordu. Son sarmada yeni bir film başlamıştı. Suyunu çekmiş mi diye baktığımda kokusu muhteşemdi.

Ocağı kapatıp, kapağı açtım. Gözüme kestirdiğim bir tanesini aldım. Sıcaktı ve bir o kadar da naif. Tadı mı? Anlatamam. Ancak bir iki düzine sonrakinin tadını anlatabilirim. Ama ilkinin tadını anlatamam. Güzeldi.

Düşünmeye başladım. Bu tencereyi komşu mu getirdi? 2-3 saniye sonra kendime geldim. İlk sarmanın ilk ısırığında kopardığım parçası mideme ulaşmıştı. İşte öyle bir his oluşmuştu. Ama daha fazlası kelimelere sığmıyor. Diğer sarmalar bildiğiniz gibi güzeldi.

5. Deneyim Sonucu

00.30. Salona geldiğimde bu filmin de bitiş müziği başlamıştı. Gerçekten çok farklı bir süreçti. Bu deneyim yaşanılabilecek en güzel ilklerden olmuştu. Saatler süren serüvenin bir parçası olmak farklıydı. Kimi zaman yarın devam etsem dediğim kimi zaman da sarma mı yok kalsın dediğim anlardan sonra adeta zafer kazanmıştım. Sanki bir şey yapmış gibi içimdeki bir ses o bilmem kaç oktavlık tonuyla “Başarı vazgeçmeyenlerin.” diyordu.

O marketteki o küçük sarma paketinin fiyatının bu kadar fazla olmasını nedenini şimdi anlamıştım. Büyük çaba ve emek gerektiriyormuş. Bir o kadar da özveri isteyen bir yemekmiş. Zaten nereden güzel bir şey oluyorsa onda değil miydi, büyük emek…

Zeytinyağlı Yaprak Sarma” denildiğinde eskisinden daha çok “Vay be!” derim artık.

  • İşte böyle…
  • Tarifi bu şekilde deneyimledik. Umarım beğenirsiniz. Afiyet olsun.
Evde Hamur İşleri - Tarifler | Haldun Öztürk
Evde Hamur İşleri – Tarifler

Bugünlerde zamanımızı evde geçiriyoruz. Geçen her güne baktığımızda sürekli bir şeyler yapmak için planlar yapıyoruz. Sonrasında ise uygulamadığımızı gördükçe planlarımızın ciddiyeti daha da artıyor.

“Un, su, tuz, şeker, süt, yumurta, kakao, vanilya, kabartma tozu gibi uzayıp giden malzeme listesine bulaşmanın zamanı gelmişti.

Gelişim, değişime ayak uydurmakla mümkündü. Madem bu sıralar evdeydik. Bu durumu avantaja çevirmek için çalışmalar yapmalıydık. İlk günlerde kimi izlemek istediği dizileri, filmleri izledi kimi de okumak istediği kitapları okudu. Bu sırada birçok uğraş edinmeye çalıştık. Hatta yazılar yazdık, günlük tutmaya başladık. Rehberde aramadığımız arkadaşımız kalmadı. Bazılarıyla saatlerce günlerce konuştuk.

Günler ne yaptıysak hep eksikliğini hissettirdi. İçimizde daha fazla bir şeyler yapma isteği oluştu. Çünkü yapabilirdik bunu biliyorduk. Günlerin hızına yetişebilirdik. İşte öyle bir anda hamur işlerini öğrenmeye başlamam gerektiğini hissettim. Yapabilirdim!

İlk olarak fırın siparişi verdim. Ertesi günü geldiğinde ise bu süreçte kullanılacaklar için alışverişe gittim. Normalde hamur işleri için malzemeler satan reyonlara uğramayan ben iki saatimi vermiştim. Artık raflarda ne nerede biliyordum. Ne yapacağıma net olarak karar vermemiştim. Muhtemel olabilecek malzemelerden alıyordum. Tabi öncesinden kullanılacaklar listesi için birkaç video izlemiştim. Telefonumdaki listeden bakarak aldıklarıma bu da olabilir dediklerimi ekleyerek alışverişi tamamladım.

  • Şimdi sizlere bana bu süreçte yardımcı olan videolarla hamur işleri maceralarımdan bahsedeceğim.

1. Kek – Kabarma Garantili

“Bir devri kapatıyoruz…” diye başlayan aşağıdaki Arda’nın Mutfağı kanalındaki video oldukça ilgimi çekti. Evet, kek yapmalıydım. Mutfak tezgahının üstünde bulunan rafa yerleştirdiğim telefondan videoyu duraklatarak tarifi harfiyen uyguladım. Kaç dakika kaç saat geçti bilmiyorum. Keyif alarak yapmıştım ve fazlasıyla eğlenmiştim.

O yaptığınız şeyi fırının camından seyretmek bir başka heyecan veriyordu. Birazdan tepsiyi tutup çıkaracak, eserinizi dilimlere ayıracak, tadacak gibi düşüncelere dalıp gidiyordunuz. Sonuç muhteşemdi.

  • 4 yumurta, 1,5 su bardağı şeker, 1 bardak yağ, 1 bardak süt
  • 3 bardak un, 2 paket kabartma tozu (20 gr), 1 paket vanilya (5 gr)
  • 2 kaşık kakao, 3 kaşık süt
  • 180 derece, 40-50 dk

2. Ekmek – Gerçek Tarif

Ekmek..! Hamur işi denildiğinde akla ilk gelendi belki de ama sanki zordu. Nefis Yemek Tarifleri kanalındaki “Birebir Fırındakinin Aynısı” ifadesi ve görseli beni tarife çekmişti.

Fırından çıktığında gerçekten de o ekmek kokusu ve tadı vardı. Anlatıldığı gibi içi yumuşacık ve dışı çıtır çıtır olmuştu. Bu deneyim sonrası ekmeği bölüp yemeğin suyuna banmak için sabırsızlanıyordum.

3. Islak Kek – Bol Soslu

Sırada ne var diye düşünürken ıslak kek neden olmasın ki dedim. Happyfoodss kanalı karşıma çıktı. Saniyeleri izleyerek malzemeler lezzetlere dönüşüyordu. Üzerine sosu gezdirdikten sonra soğuması için beklemek büyük sabır işiydi. Hindistan cevizini serpiştirdiğim anı hatırladım da güzeldi. Sonuç olarak tam kıvamındaydı.

  • 4 yumurta, 1 bardak yağ, 1 bardak şeker, 1 bardak un, 1 bardak süt
  • 3 kaşık kakao, 1 paket kabartma tozu, 1 paket vanilya
  • 1 bardak süt, yaklaşık 1 bardak şeker, yarım bardak yağ, 2 kaşık kakao
  • 180 derece, 35 dk

4. Poğaça – Yumuşacık

Sabah kahvaltılarının ve çay sohbetlerinin vazgeçilmesini denemek istedim. Sokak aralarında gezinirken simit ya da poğaça aldığınız mutlaka bir anınız vardır. Yanında bir meyve suyu ya da çantanızdaki termostan çıkan sıcak bir çay ile muhteşem ikili olan bir tat akla geldi. O zaman yapalım. Bu maceraya Nefis Yemek Tarifleri kanalından bir video ile başladık.

Bu tarif ile artık iyice hamura alışıyordum. Nasıl kıvam verilir. Un, su ve tuz oranı nasıl olur öğreniliyordu. Kızarması sonrası tezgaha konur, ilk dokunuş ve “pamuk gibi” dediği gibiydi.

5. Börek – Peynirli Tepsi Böreği

İlk dört aşamada hamurla iyice boğuşmuş ve kendime kattığım güvenle artık en zorlarından birine başlamak üzereydim. Börek!

Bunun için birkaç video izledim. Yarım su bardağı tereyağı tarifimde kullanmadım. Sos için tek yumurta yerine üç yumurta ve yarım su bardağı maden suyu olarak değiştirdim. Böreğin içi için ıspanak ve peynir kullandım.

Kat kat olacak ve sos olan katlarda iç malzemesi olmayacaktı.


  • Bir hafta içinde edindiğim deneyimler işte böyleydi.
  • İşin uzmanları tarafından verilen tarifleri uyguladım. Oldukça lezzetli sonuçlar aldım. Sizlere de tavsiye ediyorum. Umarım beğenirsiniz. Afiyet olsun.
jigolo siteleri adana escort perabet venusbet giris casinoslot bahisnow casinoslot