Merhaba, ben Haldun Öztürk. Seyahati ve şiiri seven bilgisayar mühendisiyim. Yol Macerası ile birlikte keşfedelim! Gezdiğim şehirlerin seyahat videoları, geçmişe dair hikâyeleri, işe yarar tüyoları, yaşadığım anıları, kent tanıtımları ve benzer içerikleri macera tadında bu kanalda paylaşıyorum. Ayrıca yazdığım şiirleri "Şairin Sesinden" bölümünde bulabilirsiniz. Şiirlerle harmanlanmış yolculuklarda buluşalım. Yeni maceralardan haberdar olmak için abone olmayı unutmayın. Yol maceralarımız bol olsun. İyi seyirler...
Kuşların Kavgası - Haldun Öztürk
Kuşların Kavgası

Delicesine Yazmak

Bazı zamanlar içinden öylesine ve delicesine yazmak gelir. Bu yazı işte öyle bir andan olacak. Ne yazacağını düşünmeden başlarsın. Klavyeden tuşlara her bastığında gelişir cümleler, paragraflar ya da ne ise artık o.

“Diyor ki!” bölümünde benden cümleler vardı. Benim söylemlerim. Şu an ne yazsam bu kategoriye girer diye düşündüm ve biraz sesli oldu sanırım. Olsun, hadi bakalım.

Her Salise

Öncelikle bugün Ankara’da güneşli bir hava var. Herkesin sevdiği pazar günü olduğundan olsa gerek şu saatler sokaklarda oynayan çocuk sesleri oldukça net olarak kulağıma kadar geliyor. Arada pencereden bakıp izlemiyor değilim. Koşturmalarını izlemek keyifli oluyor. Bahar hemen hemen geldi diyebilirim. İnsan, yeşil rengi özlüyor. Aslında olmayan her şeyi özlüyor. Şöyle kışın beyaz boğuyor yazın yeşil, olmayan ise düşüncelere güzel geliyor olmalı ki! Garip işte olduğu günü yaşadığı anı seven az. Aslında yaşanılan her salise paha biçilemeyecek şekilde keyif vermeli.

Gelelim konumuza sabah güvercinlerin kavgasıyla başladı. Güvercinler ah o güzelim güvercinler. Sabahın ilk ışıklarıydı. Sesler duyuluyordu. Tanıdıktı fakat değişik gelmişti. Derken mutfak kapısının camından baktığımda asabi güvercinler vardı. Bir grup güvercin nedensiz şekilde kavga ediyorlardı. Aslında tam bu da sayılmazdı. Yumurtalarından geçen hafta çıkmış iki yavruyu hedef alan grupla korumaya çalışanlar arasında geçen mücadeleyi konu alıyordu. Şiddetliydi. Biri araya girmeliydi diye düşündürüyor. Ve olayı anlamaya çalışıyordum. Derken kapıyı açtım. Bir iki cümle sonrası yavrular hariç kimse kalmadı. Arada bir gelip yokluyorlardı. Anlıyorlar geri dönüyorlardı. Çok garip. Yavrular da korkmuşlardı. Anlaşılan onlarda olanı anlamlandıramadılar.

Yaşam Döngüsü

Bir süre sonra kendi hallerine bıraktım. Bu sefer iki taraf az şiddette yine aynı tartışmaya devam ettiler gün boyu ve hatta hala sürüyor diyebilirim. En azından bu sefer şiddeti azdı. Doğal yaşam döngüsü demiştim. En son olarak yavrulara zarar gelirse siz buradan gidersiniz dediğimi hatırlıyorum. Netten biraz araştırdım durum normalmiş gibi çok video var ama anormal bir şeyler olduğu apaçık ortadaydı.

Yumurtalar varken sayısı 10 olan güvercinler garip nedenden dolayı bu duruma düşmeleri yabancılardan dolayı mıydı bilemiyordum. Bana göre hepsi birbirine benziyordu. O yüzden pek anlayamamıştım.

Gün boyu süre bu mücadele zararsız şekilde başarılı bir şekilde sonuçlandı sanırım. Kuşların kavgası sonrası şu an ise yavrular köşelerine çekilmiş büyümeye devam ediyorlar.

Uçan Yumurta

En çok sabahları kahvaltı yaparken onları izlemek güzel oluyor. Arada bir gelip bakıp gidiyorlar. Gökyüzünde uçan bir güvercinin balkonumda büyümesi insanı bir başka hissettiriyor. Çayımı yudumlarken gözlerle anlaşmak. Canlılarla iletişim kurmak. Doğayla iç içe olma ve doyasıya yaşama hissi veriyor. Zaten çok çabuk büyüyorlar. Gün geçtikçe bunu anlıyor ve hemen yavrular ayırt edilemez oluyor. Sonra bakıyorsun ki yumurta uçmuş. Bizlerde böyle değil miyiz?

Yıllar geçiyor, saatler arasından. Geçiyor fakat hissettirdiği o an anlaşılmıyor. Az önce günlüğüme denk geldim. Baktım şöyle bir göz gezdirdim. Yıllar sonrasına selamlar yazmışım bazı satırlarda. Hüzünlenmemek elde değil.

Son olarak diyorum ki “Kuşlar uçuyor, öyleyse yazalım.” 

Sev! Çünkü…

Bir pazar gününün daha sonuna geldik. Son cümleleri kuralım ve yazımızı sonlandıralım. “Hayat sevince güzel, çiçeği, böceği, doğayı ve daha nicesini…”

Temelinde Sevgi Olan Her Şey Güzeldir
Temelinde Sevgi Olan Her Şey Güzeldir

Garip Şeyler

Yazmak güzel de silmek daha güzel onu anladım. Hani yazdığın bir şeyler oluyor. Sonra da o yazdığını paylaşmadan siliyor ve tekrar tekrar yazıp siliyorsun. Ne kadar da sabırsızca geliyor değil mi insana? Neden ilk yazdığını göndermez ki? Madem göndermeyeceksin neden düşünüp yazıyorsun değil mi?

Garip şeyler işte.

Eşi Benzeri Yok!

Neyse bu aralar işler güçler derken tasarımlara devam ediyorum. Tasarım demişken bir şeyler anlatmak istiyorum. Çok güzel bir şeyler çizdiğiniz, karaladınız kısacası tasarladınız diyelim. Sonra. Farklı bir modelleme yaptınız. Eşi benzeri yok. Sonra. Demek istediğim şu ki arşivlediğiniz ya da bir yerde paylaştınız. Peki sonra. Yani ne olacak o tasarıma? Ne garip değil mi? O kadar zaman harcayarak yaptığınız işler bir kenarda bekliyor.

Tecrübede olmuyor değil tabi ama o tasarımların ya da o projelerin kenarda beklemesi doğru mu sizce? Hadi tasarımlar ya da projeniz kullanıldı diyelim. O kadar zaman harcayıp hazırladığınız çalışmalar hak ettiği şekilde ödüllendiriliyor mu?

Ya Sonra?

Kafalarda bunca soru varken tasarım yapılır mı? Yapılır diyorsanız doğru yoldasınız. Eğer yapılmaz diyorsanız bırakın bu işi gitsin. Çünkü bu mesleğin merkezinde zaten bu olgu var. Yaz, çiz ya da karala sonra kullan çöpe at. Günlük beğeni alır bazı paylaşımlar bazıları da aylık hatta yıllık diyelim. Ya sonra? Tabi ki de çöpe. Ama her şeyiyle güzeldir tasarlamak. Acısıyla tatlısıyla derler. İşte öyle bir şey.

Kafa Dağıtalım

Kafa dağıtalım biraz der tasarlarız. Müzik eşliğinde iyi gitmiyor da değil..! İnsanı gün içinde depresyona girmekten kurtarıyor. Hayatı monotonluğuna renk katıyor ve beynin zinde kalmasını sağlıyor diyebiliriz.

Gibi Gibi

İşte onca şey boşa değil aslında. Asıl olan ise zaten zaman, o da durmadan akıyor. Ve en azından bize de üretmenin verdiği hazla yaşamak kalıyor. Bazen kuşlar uçuyor, öyleyse varım der gibi. Bazen de sadece gibi gibi.

İnsanı beğeniler etkilemiyor da değil hani. Çok devrik cümlede kurmuş olsam bu yazımda neler devrik değil ki hayatta demek kalıyor. Bu yazıyı yazmamış ta olabilirdim. Baktık olmadı. Sileriz, ne olacak. İşte tasarımda bu şekilde aslında baktık olmadı, yenisini tasarlarız. Hiç tasarlamamış ta olabilirdik. Sonuçta herkes her şeyi beğenmiyor. Bazen devrik cümlede iyi olmuyor değil. Bir yandan zaman geçiyor.

Ama şunu dile getirmek isterim ki yaptığımız her şeyi kazanım olarak bakmak önem arz ediyor. Neden mi? Kazanmayı herkes sever. O yüzden sevdiğiniz şeyleri yapmayı seçmelisiniz.

Güzeldir!

Sevmek işte bütün mesele bu belki de. Sevmekle başlamak gerek hayatı. Onu sev, onları sev veya herhangi bir nesneyi sev ama yeter ki sev. Nasıl olsa, temelinde sevgi olan her şey güzeldir. Özeldir.

jigolo siteleri adana escort perabet venusbet giris casinoslot bahisnow