Zamanzsız Saat Durağı
Youtube Canlı Yayın Konuğu Olmak - Haldun Öztürk
YouTube Canlı Yayın Konuğu Olmak

YouTube Canlı Yayın!

“Canlı yayına çıkmak.” kulağa bir başka geliyor değil mi? Geçen hafta aldığım bir teklif üzerine yayına konuk oldum. Bambaşka heyecandı.

Bu yazıda canlı yayın sırasında, öncesi ve sonrasında edindiğim deneyimlerden bahsedeceğim.

Youtuber Serhan Gören’in “Canlı yayına katılır mısın?” sorusu sonrası bir iki dakika düşündüm. Sayısız toplantılara katılmış, yüzlerce eğitimler vermiş ve gerekli yerlerde konuşmalar yapmış biri olarak biraz tedirgin olmam nedendi? Aslında birçok nedeni vardı. Cevabı bulmadan “Evet” demiştim. 5 Mayıs 2020 günü ilk yayın olacaktı. Fakat 2 gün öncesinde ilki bugün olsun dedik. Yayından saatler önce bu kararı aldık ve yayın başladı.

1. İlk Canlı Yayın

Konu mu? “Teknoloji ve Tasarıma Dair” başlığını attığımızı hatırlıyorum. Sosyal medya reklamları, kendine güvenmesi, toplama bilgisayarlar, normal kullanıcı için işletim sistemi, bilgisayar kullanımda dikkat edilmesi gerekenler, göz sağlığı, ergonomi, çok tuşlu farelerin kullanım kolaylığı, yerli telefonlardan konuştuk. Sohbet misali hızlıca akan dakikalardı. Yayının sonlarına doğru “Zamansız Saat Durağı” kitabımdan da bahsettik.

Son saatler kala da olsa sosyal medya hesaplarımızda paylaşımlar yapmıştık. Arkadaşlarımız da yayındaki yorumlarını gördükçe daha da tanıdık bir yerde olduğumu anlıyordum. Fakat sonrasında kimlerin izleyeceğini düşündükçe heyecanım bir başka oluyordu.

Böyle bir canlı yayın olmuştu. Her şey yolundaydı. Farklıydı.

İkinci Canlı Yayın

5 Mayıs günü yapacak olduğumuz yayında ise önceden konuları belirledik. Öncesinde görüntülü sohbetler sonrası epey ilerlemiştik. Hem bu sefer bir seri başlatalım demiştik. Her salı 22.00’da canlı yayınlar..! Her hafta farklı konular üzerine sohbetler demekti. Ürperticiydi. Ama sonrasında size ait bir içerik olması ve o videodan faydalanacaklar akla geldiğinde insan rahatlıyordu. Paylaşmak güzeldi.

2. Başarılı Olmak! – Blog Nasıl Açılır?

“Başarılı Olmak!” başlığı altında serinin ilk canlı yayını için “Blog ve kitap yazmak” konuları üzerinde konuştuk. Biraz detaya girdik. Neden yazmalı? Yazmak kazandırır mı? Ne yazmalı? Hangi platformda yazmalı? Nasıl yazmalı? Bana kitap yazdıran neydi? Neler yazdım? Kitap basım sürecinde neler yaşadım? Yayıncılarla yapılan sözleşme içeriklerinde neler var? Arama motorlarının ilgisi nasıl çekilir? Blog sitelerinde ya da sosyal medyalarda yazar tarafından verilen cevaplar, yorumlar, etiketler bu gibi konulara değindik.

Yazmaktan korkmayın! Kısaca “Yazın.” dedik. Son olarak aşağıdaki video ortaya çıktı.

Soru Cevap

Karşılıklı muhabbet eder gibi gayet akıcı yayınlar olmuştu. Genel olarak sorular karşısında anlık cevaplar ile gayet güzel bir yayın oldu diyebilirim. Daha iyisi olur muydu? Elbette…

3. Girişimcilik

Başarılı olma yolunda diye başladığımız yolculukta girişimcilik hakkında bir program yapalım dedik. Soruları cevaplamaya başladık.

Girişimci olmak, girişimcilik nedir, ne değildir? Start-Up farkları nedir? İş fikirleri, krizi fırsata çevirmek, iş fikrinizin değeri ve iş ortakları hakkında ısa bir zaman dilimine sığdırabildiğimiz kadar konuştuk.

4. Otostopla Gezmek, Gezerken Öğrenmek

Bu yayında deneyimlerimizden bahsedecektik. Seyahat etmek üzerine güzel bir yayın olmasını bekliyorduk. Öyle de oldu diyebilirim.

Otostopla Gezmek, Gezerken Öğrenmek nedir? diye başladık sohbete sonra anılar doldu taştı. Aslında para olmadan otostopla parasız gezmek mümkün müdür? En çok merak edilen ülkeler. Gitmeyi en çok istediğiniz ülke. Gezmek ve yabancı dil. Gezmek yaratıcılığı etkiliyor mu? Parasız gezmek mümkün mü? Parayla gezilebilecek ülkeler ve az parayla gezilebilecek ülkeler. Avrupa’da gezmek. Asya’da gezmek. En çok heyecanlandıran ülke. Seyahat sırasında soygun yaşamak.

5. Tüketici Davranışları ve Marka Tutkusu

Bu hafta tüketim çılgınlığından bahsedelim dedik. Alışveriş süreçlerinden bahsetmeye başladık ve aşağıdaki gibi bir yayın oldu.

Tüketim alışkanlıkları, tüketici davranışları, pazarlama uygulamaları, toplumsal eğilimler ve kültürel sürecin değişimi hakkında detaylı değerlendirmeler yaptık. Bize sunulan kısıtlı seçenekler havuzunda alacağımız ürünü seçmesi konusunda pazarlama sistemleri satın alma noktasında ne derece etkilidir? Tüketim alışkanlıklarının tüketici açısından olumlu ya da olumsuz yapılanması. Tüketicilerin kendi iradesiyle satın aldıklarını düşündüğü aygıtlar ve ürünlerin, kapitalizm ve tüketim toplumuna nasıl katkı sağlar? Kısıtlı satın alma imkanları (maliyet) doğrultusunda satın alma eğiliminde bulunan tüketicilerde, pazarlama uygulamalarının etkisinde kaldığını ya da toplumsal eğilime ayak uydurmaları hakkında sohbet ettik.

Bu kadar…

İşte böyle… Umarım beğenirsiniz.

Temelinde Sevgi Olan Her Şey Güzeldir
Temelinde Sevgi Olan Her Şey Güzeldir

Garip Şeyler

Yazmak güzel de silmek daha güzel onu anladım. Hani yazdığın bir şeyler oluyor. Sonra da o yazdığını paylaşmadan siliyor ve tekrar tekrar yazıp siliyorsun. Ne kadar da sabırsızca geliyor değil mi insana? Neden ilk yazdığını göndermez ki? Madem göndermeyeceksin neden düşünüp yazıyorsun değil mi?

Garip şeyler işte.

Eşi Benzeri Yok!

Neyse bu aralar işler güçler derken tasarımlara devam ediyorum. Tasarım demişken bir şeyler anlatmak istiyorum. Çok güzel bir şeyler çizdiğiniz, karaladınız kısacası tasarladınız diyelim. Sonra. Farklı bir modelleme yaptınız. Eşi benzeri yok. Sonra. Demek istediğim şu ki arşivlediğiniz ya da bir yerde paylaştınız. Peki sonra. Yani ne olacak o tasarıma? Ne garip değil mi? O kadar zaman harcayarak yaptığınız işler bir kenarda bekliyor.

Tecrübede olmuyor değil tabi ama o tasarımların ya da o projelerin kenarda beklemesi doğru mu sizce? Hadi tasarımlar ya da projeniz kullanıldı diyelim. O kadar zaman harcayıp hazırladığınız çalışmalar hak ettiği şekilde ödüllendiriliyor mu?

Ya Sonra?

Kafalarda bunca soru varken tasarım yapılır mı? Yapılır diyorsanız doğru yoldasınız. Eğer yapılmaz diyorsanız bırakın bu işi gitsin. Çünkü bu mesleğin merkezinde zaten bu olgu var. Yaz, çiz ya da karala sonra kullan çöpe at. Günlük beğeni alır bazı paylaşımlar bazıları da aylık hatta yıllık diyelim. Ya sonra? Tabi ki de çöpe. Ama her şeyiyle güzeldir tasarlamak. Acısıyla tatlısıyla derler. İşte öyle bir şey.

Kafa Dağıtalım

Kafa dağıtalım biraz der tasarlarız. Müzik eşliğinde iyi gitmiyor da değil..! İnsanı gün içinde depresyona girmekten kurtarıyor. Hayatı monotonluğuna renk katıyor ve beynin zinde kalmasını sağlıyor diyebiliriz.

Gibi Gibi

İşte onca şey boşa değil aslında. Asıl olan ise zaten zaman, o da durmadan akıyor. Ve en azından bize de üretmenin verdiği hazla yaşamak kalıyor. Bazen kuşlar uçuyor, öyleyse varım der gibi. Bazen de sadece gibi gibi.

İnsanı beğeniler etkilemiyor da değil hani. Çok devrik cümlede kurmuş olsam bu yazımda neler devrik değil ki hayatta demek kalıyor. Bu yazıyı yazmamış ta olabilirdim. Baktık olmadı. Sileriz, ne olacak. İşte tasarımda bu şekilde aslında baktık olmadı, yenisini tasarlarız. Hiç tasarlamamış ta olabilirdik. Sonuçta herkes her şeyi beğenmiyor. Bazen devrik cümlede iyi olmuyor değil. Bir yandan zaman geçiyor.

Ama şunu dile getirmek isterim ki yaptığımız her şeyi kazanım olarak bakmak önem arz ediyor. Neden mi? Kazanmayı herkes sever. O yüzden sevdiğiniz şeyleri yapmayı seçmelisiniz.

Güzeldir!

Sevmek işte bütün mesele bu belki de. Sevmekle başlamak gerek hayatı. Onu sev, onları sev veya herhangi bir nesneyi sev ama yeter ki sev. Nasıl olsa, temelinde sevgi olan her şey güzeldir. Özeldir.